Aldım verdim ben seni yendim!
22 Eki
– Baba bi’ daha anlatsana yaa annemle nasıl tanışmıştınız?
- Tatlım daha önce dediğim gibi annenle tanışma hikayemiz çok enteresan çok romantik..
– Hadi babaaaaa!
- İşte www’in revaçta olduğu zamanlar bir de faceb..
– Ya bu kısma bayılıyorum nostaljik www zamanları ki ki ki..
- Neyse, ortak arkadaşımızın doğum günü vardı, annen gelememişti partiye. O gün çektiğimiz fotoğrafları da zamanın gözde sosyal aracı facebook’a eklemiştik.
– Eee? Sonra??
- Aynı resme yorum yaparken tanıştık. O karakterler, kelimeleri kısaltmalar, harf tekrarları.. İlk yorumda aşık oldum annene.. Öhm.
– Yaaaa, baba hadi devam et..
- Fotoğraf yorumlarında aşık oldum ya annene, benim de bir şeyler yapmam lazımdı. Başladım etiketlemeye.. O etiket senin, bu etiket benim..
– Annem halen bahsediyor baba!
- Evet, o zaman da demişti çok güzel etiketliyorsun diye. O da içten içe benim etiketlememe tutulmuş meğer.
- Tabi bunu “İdda ediyorum feysbukla evlenebilecek 500.000 kişi bulabilirim” grubunun zirvesinde itiraf etti bana.
– Off baba yaa.
Evet evet, bu diyaloglar bize hiç de yabancı değil. Çok yakın gelecekte, yeni nesiller bu tarz hikayelerle yetişecek.
Zamanla koltuğa yapıştığımızı, derine daha derine indiğimizi hissediyorum.
Eski insanların zamanlarını geçirdiği yerler nasıl çeşme, tarla olabiliyorsa.. Gelecek nesillerin de zamanlarını geçirdikleri sosyalleşebildikleri yerlerde eşlerini aramaları doğal gibi görünüyor ilk bakışta..
Yalnız eski Türk filmlerinde olduğu gibi derin ve anlamlı bakışlar, yerini derin ve flu profil resimlerine bıraktı. Popülerliğin arkadaş sayısıyla ölçüldüğü, insanların kendilerini pazarladıkları; modern dünyanın bir yansıması aslında bu.
- Ne off babası! Görüyoruz sizin cipsitakli’yi..
– Yaaa üff..
— Hayatım ben geldim!!
– Annee, babam nasıl tanıştığınızı anlatıyordu. Çok güzel etiketlediğinden bahsetti yine..
— Hayatım umarım ne kadar iyi dürttüğünden de bahsetmemişsindir!
- !?
– !?
— !?
— (Hay Allah! O arkadaş bulucudan bulduğum Ferit’ti galiba.. )
1 Eyl
Tanımayanlar için öncelikle kendimi tanıtayım. Konuyla ilgili olarak şu anda yayında olan okulun tek web sitesinin yapımcılarından biriyim. Bu site 2003 yılında, o zamanın teknolojileriyle (web teknolojilerinden bahsediyorum) 1.5 günde hazırlandı ve bilmiyorum sizler için önemi var mı ama okulun vitrininde bu sitenin kazandırdığı okullar arası web sitesi tasarım yarışması birincilik ödülü olan kupa bulunmakta. Okul o dönemde böyle bir web sitesini ne kadar para verirse versin HATAY’da kişisel ya da kurumsal hiç kimseye yaptıramazdı. (O dönemde Hatay’da çalışmalarımız olduğu için bunu çok rahat söyleyebiliriz.)
Sitenin güncel olmamasının nedeni daha en başında yarışma sponsorlarının vaatlerini yerine getirmemesi ve okul yönetiminin bu konuda hiçbir şey yapmamasıdır. Sponsorlar bütün ödülleri çektiler ve yarışma birincisine ATEMYA Bilgisayar tarafından vaadedilen; sitenin sunucu masraflarının ve alan adı masraflarının 1 yıl boyunca karşılanması, 2-3 aylık göstermelik bir servisle yerine getirilmedi. Bu ve benzer konularda okul yönetimi o kadar pasif kalmıştır ki, böyle bir siteyi maddi ya da manevi hiçbir şekilde desteklememiştir. Lakin o zamanın şartlarıyla kendimiz ayakta tuttuk siteyi. Bir dönem ücretsiz alan adıyla (www.osmanotken.lisesi.com) yönlendirilmesi sağlanmıştı. Şu an bile site ITU sunucularından yayın yapmaktadır. İmkanlar müsait mi müsait ancak okul yönetiminin ilgisizliği bizim de şevkimizi kırdı.
21 Tem
Derin bir soluk aldım önce. Öyle bir nefesti, öyle derindi ki. Ciğerlerimde yol alırken de, vücüdumu terkederken de beraber yol aldık sanki.
Hislerim yanıltmıştı lakin çok sürmedi yanılgı. Hemen anladım farklı olduğunu, kapıldım ona. Boşlukta serbestçe dans ederken davet ettim, paylaştım getirdiklerini.
Evet pisti, kirlenmişti ancak ne utangaçlık vardı onu çevreleyen ne de bir şüphe. Davetimi geri çevirmedi.
Öyle pisti, öyle acıydı ki. Ne eski tadı kalmıştı, ne de anılacak adı. Devamı için tıklayın! »
17 May
Bahar ayları gelmiş hatta geçiyorken aklıma bir sabah çengelli iğne gibi giren ve bir türlü çıkmak bilmeyen düşüncelerimi sizlerden esirgemek istemedim.
Günlerden bir gün başını hatırlayamadığınız rüyadan kalkar gibi kalkıp geliyorsunuz dünyaya. Düzenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Düzenin öngördüğü şekilde yetiştiriliyor, düzenin uygun bulduğu davranışlar sergilemeye yönlendiriliyorsunuz. Seçme şansının kısıtlandırıldığı düzene bir şekilde dahil ediliyorsunuz.
Bu düzene ayak uydurmanızı sağlamak için bazı yazılı ya da yıllardır süregelen sözlü kurallarla sınırlandırılıyorsunuz. Bu arada kendinizi bir döngü içinde buluveriyorsunuz. İlköğretim, lise, üniversite derken, bir bakıyorsunuz bir şeyler için çalışıp duran bir makine haline getirilmişsiniz. Düzen yine devreye giriyor ve size evlenip bir hayat (!) kurmanızı söylüyor. Yine ayak uyduruyorsunuz fırsatlar elverdikçe. Sonrası mı?
22 Eki
İlk defa bu sene dışarıda parti yaparak 21. yaş günümü kutlamak istedim ancak 13 Ekim günü bayrama denk geldiği için partiyi bayram sonrası 18 Ekim günü Riddim’de yaptık.
Öncelikle beni kırmayıp davetimi geri çevirmeyen arkadaşlarıma tekrardan çok teşekkür ediyorum. Partiye gelemeyen/gelmeyen arkadaşlar için üzgünüm çünkü genel olarak güzel bir partiydi ve çok eğlendik. ![]()
Fotoğraf çekmek biraz geç aklımıza geldiği için
erken ayrılan ve fotoğrafı olmayan arkadaşlarlarımdan da özür diliyorum. Keşke toplu resim çekilebilseydik ancak tripodsuz biraz zor olurdu heralde 48 kişiyi çekmek. ![]()
Resimleri görmek isteyen arkadaşlar şöyle alayım sizi: